Sokratik Sorgulama: Düşünce Yapısını Değiştirmek mi, Yönlendirilmiş Keşif mi?

Aaron T. Beck Ödülü’nün sahibi, dünya çapında efsaneleşmiş BDT eğitmeni Dr. Padesky, ‘Terapide Sokratik Diyalog Kullanımı’ konu başlığıyla 9 Kasım’da PsiClub’ta!

Dr. Padesky’nin okumamız için gönderdiği metni sizler için tercüme ederek özetlemeye çalıştık.

Orijinal metin için: Socratic Questioning: Changing Minds or Guiding Discovery?

İşte iyi listesinde dahil edilen tipik Sokratik soru örnekleri:
– Daha önce benzer bir durumu yaşadın mı?
– Ne yaptın? Nasıl oldu?
– Şimdi bilip de o zaman bilmediğin ne var?
– Benzer şeyleri bir arkadaşın sana söylese ona ne tavsiye ederdin?

Dr. Padesky, bu soruların sadece yeni başlayan terapistlere yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda otomatik düşünce formunda bu sorulara cevap veren danışanlara da yardımcı olduğunun görüldüğüne işaret etmektedir.

Dr. Padesky, bu jenerik soruların başlangıç seviyesindeki terapistler için memnun edici olmasına rağmen ileri düzeydeki terapistler için yeterli olmadığını ve ‘Hangi soruları soracağımı nasıl bilebilirim?’ sorusu üzerine kafa yormaya devam ettiğini belirtmektedir.

Makaleden bazı alıntılar:
– ‘Her danışana farklı sorular soruyordum. Bu sorular nereden geliyordu? İyi bir terapi yaparken sorduğum soruların belli bir kalıbı var mıydı?’
– ‘Teorik olarak, Sokratik sorgulamanın amacının danışanın inançlarını değiştirmek olduğunu kabul edemem.’
– ‘İnançları değiştirmek genellikle çok terapötik olsa da, amacımız eğer herhangi bir şekilde inanç değişikliği ise terapötik maliyetler konusunda endişeleniyorum.’
– ‘Bilişsel terapideki teorik temellerimiz, yardımlaşmacı deneyciliktir.’
– ‘Bir danışanın düşünce sürecindeki bir kusuru gören ve danışanın fikrini değiştirmek için yola çıkan bir terapist işbirlikçi ve deneysel olabilir mi?’
– ‘Sokratik sorgulamada amacımız danışanın fikrini değiştirmek değil, yönlendirilmiş keşiftir.’

Dr. Padesky, yönlendirilmiş keşifte terapistin bir dizi soru sorduğuna, ancak terapistin nereye gittiğinin o kadar açık olmadığına işaret etmektedir. Terapist olarak sorgulama sürecine başladığında nereye varacakları hakkında hiçbir fikri olmadığını ve bunun iyi bir şey olduğunu düşündüğünü belirtmektedir.
– ‘Bazen nereye gittiğinizden çok eminseniz, sadece ileriye bakar ve sizi daha iyi bir yere götürebilecek dolambaçlı yolları kaçırırsınız.’

Dr. Padesky; Bilişsel terapistin, kendisinin ve danışanın nereye varacağını bilmeden rehberlik edebileceğine, danışanın fikrini değiştirmek için değil, danışanın olaylara bakış açısını anlamak için sorular sorduğuna işaret eder. Burada danışan daha aktiftir.
– ‘Terapist ve danışanın, danışanın zihninde ve deneyimlerinde neler olduğunu keşfetmek için birlikte baktığı bir sürenin ardından, terapist danışanın işlerin nasıl farklı olmasını istediğini ve danışanın bu değişimi sağlamak için neler yapabileceğini sormaya başlar. Son olarak terapist, danışanın bu çabaların başarısını nasıl değerlendireceğini ve ölçeceğini yüksek sesle merak etmeye başlar.’

Dr. Padesky, bu deneysel sürecin şu şekilde devam ettiğine işaret eder:
1.Veri toplama
2.Danışanla birlikte bu verilere farklı şekilde yaklaşma
3.Danışanı ele alınan bu bilgilerle ne yapacağına dair kendi planını yapmaya davet etme

– ‘Terapistin amacı yönlendirilmiş keşif olduğunda, terapistin bir cevabı yoktur, sadece gerçek bir merak vardır. Danışanın yaptığı keşif, terapiste değil danışana aittir.’
– ‘Bu, bilişsel terapinin tutarlı bir yapısı, şekli veya biçimi olmayacağı anlamına mı geliyor? Tabii ki hayır. Ampirik olarak, kanıtlar, terapi saatinde yapılandırdığımızda ve danışanlarımıza belirli becerileri öğrettiğimizde bilişsel terapinin en iyi sonuçlara ulaştırdığını göstermektedir. Bununla birlikte, önerdiğim şey, bu yapı içinde, danışanın eksik olduğu bir gerçeği ima eden veya gerçek keşfin heyecanını yakalayan sorular sormaktır.’
– ‘Bilişsel terapiyi iyi yapmak, her bir danışanla tekrarlanan her uygulamayı (task) biraz farklı yapmaktır, çünkü başlangıçtaki yönlendirici sorular genellikle aynı olsa da, cevaplar neredeyse her zaman biraz farklıdır ve bu nedenle her zaman farklı bir şekilde sonuçlanma şansı vardır.
– ‘Bilişsel terapinin yardımlaşmacı deneyciliğini kaybedersek, uzun vadeli faydalarını da kaybederiz. Bilişsel terapinin amacı, yalnızca danışanlarımızın bugün farklı düşünmelerini veya kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamak değildir. Bilişsel terapistler olarak amacımız, danışanlarımıza hedeflerini, düşüncelerini, davranışlarını ve ruh hallerini değerlendirme sürecini öğreterek, gelecek yıllarda hayatlarını iyileştirmeye yönelik yöntemleri öğrenebilmelerini sağlamaktır. Biz sadece sorunları çözmekle kalmıyoruz, aynı zamanda çözüm bulmanın yollarını da öğretiyoruz.’
– ‘Düşüncelerim olumsuz olduğu için depresyondaydım.’ diyerek terapiden ayrılan bir danışanla, ‘Olumsuz düşüncelerimi; eğer bunlar çarpıtılmış düşüncelerse nasıl yeniden değerlendireceğimi ve eğer bunlar doğruysa problemleri nasıl çözeceğimi öğrendim.’ diyen danışan arasında büyük bir fark vardır.
– ‘Terapistler arasında da bilişsel terapinin çarpıtılmış düşünceyi değiştirmeyi içerdiğini düşünen biri ile bilişsel terapinin danışanlarına düşüncelerini, davranışlarını, ruh hallerini, yaşam koşullarını ve fizyolojik tepkilerini değerlendirmeyi ve adaptif seçimler yapmalarını öğretme süreci olduğunu düşünen bir terapist arasında büyük bir fark vardır.’

Sokratik sorgulamanın danışana aşağıdaki soruları sormayı içerdiğine işaret etmektedir:
a)Danışanın cevap verecek bilgiye sahip olması
b)Danışanın dikkatini, tartışılan konu ile ilgili olan, ancak danışanın mevcut odak noktasının dışında olabilecek bilgilere çekmek
c)Genellikle somuttan daha soyuta doğru ilerleyin
d)Danışanın sonunda yeni bilgiyi önceki bir sonucu yeniden değerlendirmek veya yeni bir fikir oluşturmak için uygulayabilmesi

a) Danışanın cevap verecek bilgiye sahip olması:
‘Terapistler olarak bazen danışanlarımıza muhtemelen cevaplayamayacakları sorular sorarız. Danışanımızın cevaplayamayacağından oldukça emin olduğumuz soruları sormak işbirliğimizi zayıflatır.’

b) Danışanın dikkatini, tartışılan konu ile ilgili olan, ancak danışanın mevcut odak noktasının dışında olabilecek bilgilere çekmek:
Dr. Padesky, soru sorarken alaka düzeyine dikkat etmenin oldukça önemli olduğuna işaret etmektedir.
– ‘Bazen terapistler olarak, danışanın endişeleriyle ilgili olmayan bir dizi alakasız soru sorarız. Ya da konuyla alakalı olmasa da danışanın geçmişi ile alakalı ilgimizi çeken sorular sorarız. Bunu yapmamaya dikkat etmeliyiz.’
– ‘Hangi ilgili bilgiler danışanın mevcut odak noktasının dışında olabilir? Birçok farklı ampirik çalışma, mevcut düşüncelerimiz ve duygularımızın onları destekleyen şeyler hakkında düşünmemize yol açtığını öne sürüyor. Depresyonda olduğumuzda, depresif anıları hatırlarız. Kendimizi başarılı olarak düşünürsek, başarıları başarısızlıklardan daha kolay hatırlayabiliriz. Yine de, bu bilgiyi bulmamızı isteyen bir uyaranımız varsa, mevcut ruh halimize ve inançlarımıza aykırı bilgileri ve anıları geri getirebiliriz. İyi Sokratik sorular sorarak, danışanla ilgili olan ama o anda odağında olmayan bilgilerin geri çağrılmasını tetikleyebiliriz.’

c) İyi Sokratik sorgulama genellikle daha somuttan soyuta doğru hareket eder:
Dr. Padesky; bir danışanın, terapistin ve danışanın keşfetmeye karar verdiği ilk açıklamayı yaptığında, terapistin seçebileceği bir soru dünyası olduğuna ve genel olarak, danışanın endişesini tanımlamaya yardımcı olan veya bunun belirli bir örneğini talep eden somut sorularla başlamanın yararlı olduğuna işaret etmektedir.
– ‘Bir sorunu somut hale getirmek, terapistin ve danışanın aynı şey hakkında konuşmasını sağlamaya yardımcı olabilir. Genel olarak, Sokratik sorgulama, danışanın endişesini daha belirgin hale getiren birkaç soruyla başlar. Danışanın endişesinin çok spesifik bir örneğini seçmenin bir başka avantajı da terapist ve danışanın inançları ve sonuçları daha kolay test edebilmeleri ve belirli bir durum tanımlandığında duygusal tepkileri anlayabilmeleridir.’
– ‘Sokratik sorgulama, danışanın daha fazla gözlem yapmak veya yeni bir fikri test etmek için davranışsal bir deney yapmak gibi kendi terapi ödevlerini geliştirmesine yardımcı olabilir.’

d) Danışanın sonunda yeni bilgiyi önceki bir sonucu yeniden değerlendirmek veya yeni bir fikir oluşturmak için uygulayabilmesi:
– ‘Yönlendirilmiş keşif için Sokratik sorgulamayı kullanırken nihai hedefimiz, danışanın ortaya çıkardığımız bilgileri önceki bir sonucu yeniden değerlendirmek veya yeni bir fikir inşa etmek için kullanmasına yardımcı olmaktır.’

Dr. Padesky, tüm bu sorgulamaların danışanın hayatında hem keşfe hem de uygulamaya yol açma olasılığını arttırmak için, yönlendirilmiş keşif sürecinin dört aşamasını önermektedir:
Birinci Aşama: Bilgilendirici sorular sorma
– ‘Danışan yanıtları bilecek, ilgili ve potansiyel olarak yararlı bilgileri farkındalık haline getirecek ve bu sorular başlangıçta danışanın endişelerini hem danışan hem de terapist için somut ve anlaşılır kılmak için çaba gösterecektir.’
İkinci Aşama: Dinleme
– ‘Terapistin sadece soru sormaması, cevapları da iyi dinlemesi çok önemlidir. Düşünceyi değiştirme hedefiyle yapılan Sokratik sorgulamada, danışanın tekil sorulara verdiği yanıtların genellikle alakasız olduğu görülür. Terapist bir vaka oluşturur ve soruların çoğu beklenen yönde cevaplandığı sürece vaka kanıtlanır.’
– ‘Buna karşılık, yönlendirilmiş keşif ile Sokratik sorgulama yapılırsa, terapist belirli bir cevap beklese bile beklenmedik olanı keşfetmeye açık olmalıdır.’
– ‘Çoğu zaman danışana bir soru soruyorum ve cevap karşısında şaşkına dönüyorum. Eğer danışanlarımın cevaplarına düzenli olarak şaşırmıyorsam, ya ilginç sorular sormadığımdan ya da cevapları dinlemediğimden şüpheleniyorum.’
– ‘Dinlemenin danışanı anlamanın ötesinde bir işlevi var mı? Evet. Kendine özgü kelimeleri ve duygusal tepkileri dinleyin. Danışanlarınızın metaforlarını dinleyin ve onların imajlarını kendi zihninizde yeniden yaratın. Cümlede garip bir şekilde yerleştirilmiş gibi görünen bir kelimeyi dinleyin. Danışanınızın hikayesinin bu beklenmedik parçalarını dinlemek ve yansıtmak, genellikle danışan duygulanımını yoğunlaştıracak ve temel şema ve yaşam temalarına yeni ve daha hızlı girişler yaratacaktır.’
– ‘Dinlemek, sorgulamanın ikinci yarısıdır. Cevabı gerçekten merak etmiyorsanız, soruyu sormayın.’
Aşama 3: Özetleme
– ‘Sokratik sorgulama genellikle bir seansta birkaç veya daha fazla dakika içinde gerçekleşir. Genellikle bir dizi yeni bilgi alınır ve tartışılır. Bu devam ederken, danışan çok yüklü bir duygusal durumda olabilir veya neden deneyimlerinin belirli kısımlarını sorduğunuzdan emin olmayabilir.’
– ‘Sokratik sorgulama sürecinde terapistlerin yaptığı en yaygın hatalardan biri, yeterince özetlememeleridir. Sokratik sorgulamayı kullandığınız seansın bölümlerinde, birkaç dakikada bir özet olmalıdır. Bir özet danışan için özellikle alakalı veya anlamlı olduğunda, daha sonra gözden geçirmek üzere yazmalıdır.’
– ‘Özet aynı zamanda terapist ve danışan için, olayları benzer veya farklı şekillerde anlayıp anlamadıklarını keşfetmeleri için de bir şanstır.’
– ‘Son olarak, özet, danışana tüm yeni bilgilere bir bütün olarak bakma şansı verir; bu, bazen her bir veriyi tek bir parça olarak değerlendirmekten daha büyük bir etkiye sahiptir.’
4. Aşama: Sentezleme veya Analitik Sorular
– ‘Son olarak, yeni bilgiler keşfedildikten, özel anlamlar duyulduktan, araştırıldıktan ve bir özet oluşturulduktan sonra, terapist danışana bu yeni bilgiyi danışanın orijinal endişesine uygulayan bir sentezleyici veya analitik soru sorarak yönlendirilmiş keşif sürecini tamamlar.’
– ‘Yine, terapistler genellikle yönlendirilmiş keşfin bu kritik derecede önemli son aşamasına yetişemezler.’
– ‘Yeni başlayan bir bilişsel terapist olarak, soruları düşünürken o kadar çok endişelendiğimi hatırlıyorum ki, sonunda danışanın cevapları anlamlı bir şekilde bir araya getirmesine yardım etmeyi unuttum.’
– ‘Sentezleme soruları, danışanın beklenmedik bir şeyi keşfetmesi için son bir şanstır.’
– ‘Bir keresinde bir danışanıma önümüzdeki hafta üzüntüsüyle başa çıkmak için bir plan bulmasını beklerken, sorununa belirli bir dizi bilginin nasıl uygulanacağını düşündüğünü sordum. Bunun yerine gülmeye başladı ve “Buraya mutlu hissetmek için geldiğimi fark ettim ve bunun yerine bazen üzgün olmanın benim için daha sağlıklı olduğunu öğrendim” dedi.’

Sonuç
– ‘Sonuç olarak, yedi yıl sonra “Hangi soruları soracağınızı nereden biliyorsunuz?” sorusuna verdiğim cevaplardan hala memnun değilim. Ama devam eden keşif süreci heyecan verici. Tüm keşifler gibi, bazen bulduklarıma şaşırıyorum. Yıllar geçtikçe, kendimi bu soruyla daha da yoğun bir şekilde ilgilenirken buluyorum.’
– ‘Bugün benim ilgim endişeyle de besleniyor. Korkarım ki Bilişsel terapi daha da yaygınlaştıkça ve kabul edildikçe, ampirik kökleri kaybolabilir ve terapi, düşünceyi değiştirmek için daha zayıf bir teknoloji biçimine indirgenebilir.’
– ‘ABD ve İngiltere’de ve diğer birçok ülkede psikoterapistler üzerindeki ekonomik baskılar nedeniyle, daha kısa formatlarda terapi yapmamız isteniyor. Terapistler olarak, danışanların düşüncelerini daha hızlı değiştirme baskısını hissedeceğiz.’
– ‘Kendi adıma, terapistlerin gerçek yardımlaşmacı deneyciliğin bir parçası olarak danışanın keşfine rehberlik etmek için sorgulamayı kullanmaları için Sokratik sorgulama sürecini en iyi biçimlerinde tanıtmaya ve tanımlamaya devam edeceğim. Ve bana daha zorlayıcı bir soru sorulana kadar, ‘Hangi soruları soracağınızı nereden biliyorsunuz?’ anlamaya ve cevaplamaya çalışacağım.’

Bu kıymetli bilgiler için Aaron T. Beck Ödülü’nün sahibi, “Evinizdeki Terapist” kitabının yazarı, dünya çapında efsaneleşmiş BDT eğitmeni Dr. Padesky’e teşekkürlerimizi sunarız. 9 Kasım 2021’de Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği Başkanı Hakan Türkçapar’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek olan söyleşimizde görüşmek dileğiyle.

Padesky, C.A. (1993, September). Socratic questioning: Changing minds or guiding discovery? Invited keynote address presented at the 1993 European Congress of Behaviour and Cognitive Therapies, London. Retrieved from http://www.padesky.com/clinicalcorner/ on [date].