Psikiyatrist Ahmet Nalbant, ACT Tarapisi üzerine konuşmak için 15 Ekim’de PsiClub’taydı!

 

 

Bağlamsal Bilimler ve Psikoterapiler Derneği’nden Psikiyatrist Ahmet Nalbant ACT terapisinin teorik temellerini ve prensiplerini tanıtmak için 15 Ekim’de bizlerleydi!

Kabul ve Kararlılık Terapisi olarak çevrilen Acceptance and Commitment Therapy (ACT)’nin kısaltmasının bir anlamı olduğunu ekleyen Nalbant, bunu şöyle açıklıyor: “Kabul ve kararlılık terapisinin kısaltmasının ACT olmasının farklı bir anlamı var. ACT dediğimizde acıyla birlikte anlamlı bir hayata yol almasıdır. Amacımız onun semptomlarını azaltmak değildir. Değer verilen hayata doğru adım adım harekete geçmek (ACT yani hareket) tir.”

ACT terapisini niçin tercih ettiklerini Dr. Nalbant şöyle açıklıyor: “ACT bir üçüncü dalga BDT terapisidir. 1. Dalga klasik davranışçı terapiler, evrimsel koşullanma vs. 2. Dalga klasik BDT. 3. Dalga act ve diğerleri. 

  • ACT, hem kuramsal zemine sahip (bilimsel olarak yapılan açıklamalara sahip), hem de pratik uygulamada kısa ve etkili bir yöntemdir.
  • ACT 600’den fazla çalışma ile doğrulanmıştır.
  • Act uygulamak için bir patoloji olmasına gerek yok. ACT için DSM gibi bir tanı kitabı yok. ACT transdiagnostiktir, yani bizim bir danışana baktığımızda onun sorununu sınıflamamız/tanılamamız gerekmez. Amaç, kişinin duygu ve düşüncelerini değiştirmeye çalışmak değil, onların ele alış biçimini değiştirmeye çalışmak ve böylece kişinin duygu ve düşüncelerinin esiri olmaktansa onları esnek şekilde elde tutarak yoluna devam edebilmesini sağlamaktır.
  • Davranışların Yaşantısal/yani deneyim ile öğrenilmiş olması ACT için önemlidir. Bu, zihnin yanılgılarını kırar. Bir ikinci kırma yöntemi de metaforlardır.”

Act’nin teorik arka planından bahseden Nalbant, davranışçı teorilerden nasıl yararlanılmış olduğundan da bahsetti: “ACT, bağlamsal davranışçı bilimler dediğimiz yöntemin altında yer alıyor. Skinner bizim için çok önemli bir yerde duruyor. Onun prensiplerini kullanıyoruz. Ancak bahsettiğimiz davranışçılık, radikal davranışçılık kavramı. Bunun anlamı davranışı sadece gözlemlenebilen şeyler olarak değil, gözlemlenemeyen (hayal kurma, problem çözme vb) şeyleri de davranış olarak ele alıyoruz. Skinnerin söylediği gibi “organizmanın yaptığı her şey davranıştır”.

 “Davranışın işlevsel bir analizini yapıyoruz. Davranışı bağlamdan ayrı analiz edemeyiz. Mesela şu anda birisi odanıza girse ve bilgisayar başında not aldığınızı ama ne izlediğinizi bilmese saçma gelebilir ama bir söyleşi olduğunu gördüğünde davranışınıza anlam verebilecektir.”

“Davranışın ortaya çıkmasında bazı öncüller (davranışı tetikleyerek ortaya çıkmasını sağlayan şeyler), davranış ve sonuçları (ödül veya ceza) vardır.”

ACT terapisinde bağlamın önemini vurgulayan Nalbant, bu konuyu şöyle açıklıyor: ”İnsanı analiz ederken sadece dışsal faktörleri analiz etmeniz yeterli olmayacaktır. Kültür, kişinin geçmişi, inancı ve başka diğer şeyler de davranışı üzerinde etkili ise eğer analize dahil etmeniz gerekir. Bu yüzden bağlamdan ayrı olamaz. Bir pizzayı restoranda görmek ve çöpün kenarında görmek bizde farklı duygu ve düşünceler uyandırır. Biz terapide bir şeyin kişi için farklı anlamlara gelmesini sağlıyoruz. Pizzayı değil ama çevresini/bağlamını değiştiriyoruz.”

Nalbant, ACT’nin felsefi temellerine de değinerek: “ Her terapi yaklaşımının belli kabullerini içeren felsefi alt yapıları vardır. Bu prensipler tıpkı müzikteki notalar gibidir. Siz farkında olmasanız da şarkı çalıp o notalara basarken onları kullanırsınız. ACT açısından önemli olan da İşlevsel Bağlamcı Prensiplerdir.” diyor.

“Bizim için doğruluk yanlışlıktan ziyade işlevsel olarak işe yarar (doğru/işler) veya işe yaramazlar vardır. Yani doğru yanlış bağlama göre değişir. Örneğin bir kaşığı kaç farklı işlev için kullanabiliriz? Yemek için, ayna olarak, bir şeyin kapağını açmak için vs. Bizim için tek bir kaşık yok, belli bağlamlarda kullanılan kaşıklar vardır. Kliniğe eğer bunu bağlarsak bazı davranışlara patolojik veya değil diyebiliyoruz. Bizim içinse işlevi önemlidir. O davranış ne için yapılıyor?”

“Aynı işlevlere sahip davranışlar için farklı tanılar koymuyoruz. Yani hepsi için ayrı tanı ve müdahale gerekmez. Ya da tersi olabilir. Aynı davranış farklı işlevlere sahip olabilir. Arkadaşlarla birlikte sosyalleşmek için alkol almak veya sıkıntılarını unutmak için alkol almak gibi. Dışarıdan aynı görünüyor olabilirler.”

ACT’nin, aynı zamanda dil konusunu da fazlasıyla odağında tuttuğunu söylüyor Ahmet Nalbant. “RFT (Relational Frame Therapy) ele aldığımız ampirik yaklaşımdır. Dil açısından bu prensipler kullanılır. ACT bir bilgisayar yazılımı ise RFT bunun kodlarıdır. RFT sadece klinik psikoloji ile ilgili değil, zeka gelişimi veya otizimde dil gelişimi alanlarında etkindi.”

“ RFT ye göre insan dili öğrenilir. Çocuk doğra ve nesnelerle kavramlar üzerinde ilişki kurmaya, bunun için ailesinden ve çevresinden pekiştireç alarak öğrenmeye başlar. Ancak şu var ki öğrendiğimiz şekilde kalmaya devam eder.”

“Bir bardağı “bardak” adını vermeniz onun doğal fiziksel özellikleriyle alakalı değildir. Tamamen bir sosyal kabul ve işe yarar olmasıyla ilgilidir.”

“A=B’yi öğrendiğimizde B=A yı kendimiz öğreniriz. Bunu hayvanlar kendileri çıkarsayıp öğrenemezler. Bu insanlara özgüdür. Biz bir şeyi direkt olarak öğrenmek zorunda değiliz, mesela sobanın sıcak olduğunu deneyimlemek direkt öğrenmek olur, ama başkası bunu bize söyleseydi yine öğrenmiş olabilirdik ve hayatımızda hiç sobaya dokunmuş olmamız bile gerekmeyebilirdi. Benzer şekilde başarısızlık=ben ise ben = başarısız ve başarısız=sevilmeyen öğrenmesiyle ben=sevilmeyen sonucunu çıkarabilme becerisine sahibiz. Bu da inançlarımıza yansır.”

“Dil bir kez öğrenildi mi doğrudan tecrübelerimizin önüne geçer. Mesela daha önceden yemek yapmamış olsanız bile tarife bakarak adım adım yapabilirsiniz. Bu nedenle toplum bir şey diyorsa ve kurallarla hareket ediyorsak davranışları tecrübe edip sonuçlarıyla karşılaşmadan onu öylece kabul edebiliyoruz ki bu bazen patolojiye gidebilir.”

“RFT ye göre her şey bir şeyle ilişkilendirilebilir. Elma desem aklınıza kırmızı, elmanın sesi, Amasya, geçen yaz yediğiniz elma gibi pek çok şey aklınıza gelebilir. Beyinde silme tuşu diye bir şey yoktur. . Dil ile kurduğumuz ilişki kaybolmaz. Aklınıza bir anı geldiğinde onu hatırlamamak için elma düşünüyorsanız bir süre sonra elmanın kendisi size o kötü anıyı/kaçındığınızı aklınıza getirmeye başlar. Aslında kaçacak yer yoktur.”

ACT için Değer ve Kabul kavramlarının önemine değinen Nalbant, bu konuda şunları söylüyor: “Değerlerimiz, büyük planda o davranışı neden yaptığımız ile ilgilidir. Yaptığımız davranış, hayatta bizim için değerli olan neye hizmet ediyor? Değerlerinizle temas edebilirseniz bu davranışı yapmasanız da sizin için önemli olan şey e başka şekilde yaklaşabilirsiniz. Mesela şu an bu konuşmayı dinlemek sizin için kendini geliştirme değerine hizmet ediyorsa bu bittikten sonra kitap okuyarak vs. buna devam edebilirsiniz. Bu, iyi doğru olarak değil sizin bu dünyada neyi yapmayı TERCİH ETTİĞİNİZLE ilgilidir. Herkesin değeri kendine özgüdür ve birisi için dürüst olmak değerli bir şeyken diğeri için olmayabilir.”

“Yaşantısal kaçınma yerine geliştirdiğimiz şey kabuldür. Kollarınızı açmak ve ne olduğunu yargılamaksızın ona yer vermektir. Kabullenmek bir rıza göstermek ve teslim olmak veya yenilmek gibi anlamlara gelebildiği için dikkatli olmalıyız. Bizim bahsettiğimiz böyle pasif bir boyun eğme değil. Biz aktif bir duruştan bahsediyoruz. Kabul bizim için harekete geçmektir. Kişinin olumsuz bir durum karşısında yaşadığı duygu ve düşünceleri kabul etmesi ve harekete geçerek değer verdiği hayata doğru yürümesini engellememesi, yürümeye devam etmesidir.”

“İçsel yaşantılarımız bizi bazen öyle zorlar ki o duygu ve düşüncelerimizle bir halat çekme yarışı halinde gibiyizdir. Kazanmamızın mümkün olmayacağı bu anlamsız mücadeleyi bıraktığımızda ellerimiz artık özgür kalacaktır ve istediğiniz şeyleri yapmanız mümkün olacaktır. Elleriniz halattayken hayatı kaçırabilirsiniz.”

“Bizim için danışanın sahip olduğu her düşünce önemlidir. Biz onun ne kadar yanlış, ne kadar abartılı veya ne kadar saçma olduğunu yargılamayız. Bizim için önemli olan, danışan bu düşünceye sahip olmasının onu nereye götürdüğüdür. O düşünceler birer tabelaysa, kişi her tabela gördüğünde yoldan sapıyorsa bunlar bizim için sorun oluşturur. Onu yoldan alıkoyuyorsa.”

“ACT terapistleri olarak düşünceleri nehirde sürüklenen birer yaprakları izler gibi biraz uzaktan izleyebilme yeteneğini kişiye kazandırmaya çalışıyoruz.”

“AN İLE ESNEK TEMAS kurmalıyız. Bedenin burda ancak aklın nerde? Geçmişte mi gelecekte mi yoksa anda mı? Beyin devamlı planlar kurar. Ancak bir günbatımını izlerken devamlı batacak mı vs diyerek ona bakmak anı kaçırmamıza sebep olabilir.”

“Davranışlarımızı pek çok şey için yapabiliriz. Ancak değer verdiğimiz şeyler için o davranışı gerçekleştirdiğimizde o davranışın küçük adımlarla oluyor olması, veya çok mükemmel olmaması bizi üzmez.”

“Değer verdiğimiz amaca ulaşmak için belli bir davranışı gerçekleştirmeniz gerektiğine dair sıkı sıkıya bir inanç içinde olmazsanız, o amaca ulaşmak için birçok farklı yol ve yöntem bulabilir, davranış repertuarını genişletebiliriz.”

Dr. Ahmet Nalbant’ın Psikoloji ve PDR öğrencilerine tavsiyeleri:

-Birçok farklı ekolün peşine takılıp gitmektense bir terapi çeşidini derinlemesine öğrenin.

-Teorik bilgi önemlidir, ama pratikte neyin uygulanır olup olmadığını görmek daha önemlidir.

Değerli konuğumuz Dr. Ahmet Nalbant’a ve bizimle birlikte olan tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyor, sonraki etkinliklerimizde tekrar buluşmayı dört gözle bekliyoruz.

Yaklaşan etkinliklerimiz için psiclub.net ‘i takip edebilirsiniz. Güzel günler dileriz!