Prof. Dr. Timuçin Oral “Bakırköy Algısı” Konu Başlığıyla 1 Kasım’da PsiClub’taydı!

Soru-cevap şeklinde ilerleyen söyleşimizde moderatörümüz ve katılımcılar tarafından Prof. Dr. Timuçin Oral’ yöneltilen sorularla bol etkileşimli bir etkinlik gerçekleştirdik. Hastanede unutamadığı en ilginç anları, Engin Geçtan’ın hayatındaki yerini, anti-psikiyatri ile ilgili düşüncelerini, normal ve anormal kavramlarını, ruh sağlığı yasasını ve hastane algıları gibi konuları ele aldığımız geniş kapsamlı bir söyleşi gerçekleştik.

Prof. Dr. Timuçin Oral’in birbirinden değerli konuları ele aldığı söyleşimizde öne çıkan satırlar şöyleydi:

1986 yılında ihtisasa başladığım Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde unutamadığım birçok anım oldu. Nasıl bir hastane olduğunu bilmiyordum görünce şaşırdım. 9 dönüme yayılmış devasa bir yer. Bütün odalarda müzik yayını yapılıyordu. 30’a yakın erkek hasta sandalyelerde oturuyor, tek tip kıyafet var, ortada masa… Asistanın çağırdığı isimler sırasıyla yanına geliyor. Oradan Tuna Dalgaları çalıyordu. Neye uğradığımı şaşırdım. İlk gördüğüm manzara buydu. Bir diğer unutamadığım anım ise 90’lı yılların sonuna doğru sanırım Genco Erkal gelmişti. Çok amaçlı salonda “Bir Delinin Hatıra Defteri”ni oynamıştı. Hastalar ise oyuna tepki vermeden izlediler. Keşke kayıt etseydik. 20’li yaşlardan sonra bellekte zayıflamalar oluyor. Bu yaşınızdan 50 yaşına kadar her şeyi not edin. Küçük bir duygu, size önemli gelen birkaç hatıra vb. şeyleri… Keşke bazı şeyleri yazsaydım.
Engin Geçtan ismi gibi engin bir insandı. Nerede konuşursa onu izlemeye giderdim. Engin Hoca ile Edirne’de bir kongredeydik. Benimle program(Dünya Hali) yapar mısın dedi. Ben de hemen evet dedim. Vefat ettiği ana kadar -son gece dahil- hiç bağımız kopmadı. Ondan kopmak zor oldu. Özlüyorum. Çok şey üretti. Çok önemli buluyorum yazdıklarını.

Anti-psikiyatri kavramını değerli buluyorum. Örneğin anti psikiyatristler ‘Şizofreni diye bir şey yoktur, işsizlik vardır. Bunlar kapitalizmin getirileridir.’ gibi şeyler söylerler. Bunlar üzerine düşünmek önemlidir. Nerede yanlış yapıyoruz diye kendimizi sorgulayabiliriz böylelikle.
Bir şeyci dediğiniz zaman o şeyi tarif etmiş, sınırlandırmış oluyorsunuz. Yaşamsal yönünü yok sayıyorsunuz. Dünyada terapist kadar terapi okulu vardır. Her insan biriciktir ve o yüzden o kadar da terapi vardır. Tabii ki bazı teknik ve kurallar vardır ama ne öğrenirseniz öğrenin kendi tarzınızı oluşturun ve dans edin. Her çiçekten bal almak gerekiyor. Mesela Yalom tek bir yöntemden gitmez.
‘Normal’ kavramının tanımının yapılması imkânsız. ‘Anormal’ belki tarif edilebilir ama normal üstünden değil. Kişinin kendisini sağlıksız olarak hissetmesi ve yardım istemesi, anormalin kapısını açmaktadır. İşlevselliğinin bozulduğundan yakınıyor olması lazım. İşlevsellik üzerinden değerlendirmek doğru olur. Başkasına veya kendisine zarar veriyor olduğunu, terapistin ve hastanın birlikte düşünmesi lazım.
Tanılara ihtiyacımız var. Belli konularda fikir birliğine ihtiyacımız var. Bazı şeylerin üzerinde uzlaşmalıyız. Obsesif kompulsif vb. Ama her hasta biriciktir. Bunu aklımızdan çıkarmamız gerekir.
‘Kaba sınıflandırmalar ve genellemeler modern hayatın lanetidir.’

1990 yılından beri Türkiye Psikiyatri Derneği, Ruh Sağlığı Yasasını çıkarmak için uğraşıyor. Ruh Sağlığı Yasası, hastaların haklarının belirlenmesi için. İstemsiz yatış süresi, mahkeme kararı gibi detayları içeriyor. Kısmet, çıkacak inşallah…

Birçok açıdan sınırlarımız var. Biyolojik anlamda da psikolojik anlamda da sınırlarımız var. Benim istediğimi yapmamın sınırlarında sizler varsınız. Biz birbirimizle sınırlıyız. Ama insanları cesaretlendirmek için istediğinizi yapabilmek demenin de önemli olduğunu düşünüyorum, cesaret verici. Birey olmak açısından da.

Hasta kelimesini kullandığınız zaman onun karşısına koyacağınız hekimdir. Tanı koymak ve tedavi ile ilgili girişimi başlangıçta olmamalıdır. Önceden Bakırköy’de Ruh Sağlığı çalışanları arasında ayrım yoktu. Vakıf üniversiteleri çıktı. 10 tane olan psikoloji bölümü 80’ini buldu. Çok fazla sayıda psikolog çıktı. Halk psikolog nedir bilmiyor. Psikolog yerine psikiyatrist diyen çok kişi var.
Psikoloji bölümü bitince temel eğitime sahip olmuş oluyorsunuz. İhtisası bitirmek tek başına bir şey demek değildir. Adli psikolojiden insan kaynaklarına kadar çok büyük bir ranj var. Birçok alanda çalışabilirsiniz. Her psikolog klinisyen olacak diye bir şey yok. Klinik psikolog olmak zor bir şey. Sınırlı bildiğiniz psikopatoloji ile bir şey yapamazsınız. Tanı koyma ve değerlendirme işini yapan kişi hekimdir. Ama Türkiye’de 5000 psikiyatrist var yaklaşık. Bu kısıtlı. Klinik psikologlara burada iş düşüyor. Dünya kadar klinik psikoloğun olduğu alanda fark yaratmak önemlidir. Belli bir terapi alanında kendinizi geliştirin süpervizyon alın. Psikotik bozukluklar, bağımlılıklar, şizofreni gibi belirli alanlara yönelin.

Ayrımcılık ve damgalama insanlığın temel meselesidir. Bununla mücadelenin yolu insanların kategorize edildiği, kapatıldığı o görüntülere son vermektir. Günlük dilden çıkarmamız gerekiyor. Erkek hakimiyetinin ortadan kalkmasını sağlamalıyız ve sonra diğer eşitlikler için uğraşmalıyız. Her insanın akıl sağlığının sonsuza kadar sağlıklı süreceğini algısını da aklımızdan çıkarmalıyız.
Bipolar bozuklukta ilaç şart. Kişi konuşabilir ve ilişki kurabilir hale geldiğinde psikoeğitim ve psikoterapi ile atak aralarının açılması mümkündür. İyilik kalitesinin artırılması mümkün.
Antisosyal Kişilik Bozukluğu kişinin vicdani gelişiminin olmamasıdır. Süper-ego neredeyse yok. Kişinin heyecan arayışını hedeflediği bir tablo var karşımızda. Bu insanlar suça meyilli oluyor.
‘Bütün hocalık sürecim boyunca kızlara ıssız adamlardan uzak durun.’ tavsiyesi verdim.

Psikoloji ve PDR öğrencilerine tavsiyeler:
Sadece psikoloji ve PDR ihtisasının bir şey ifade etmediğini bilin. Mutlaka seçtiğiniz alanlarda kendinizi geliştirin. Türkiye nüfusu gittikçe yaşlanıyor. Mesela yaşlılık psikolojisi alanını ilginiz varsa bu alanda kendinizi geliştirin. Ruh sağlığı çalışanları olarak daha çok birlikte iş yapmamız lazım. Bu ilişkiyi korumak ve geliştirmek zorundayız. Kendi meslek yasanız için uğraşın.
Sizin kuşaktan son derece umutluyum 😊

Timuçin Oral’dan Kitap Önerileri:

Theodore Millon – Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları
Nancy McWilliams – Psikanalitik Tanı: Klinik Süreç İçinde Kişilik Yapısını Anlamak