Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, “Aşkın Nörobiyolojisi” konu başlığıyla 4 Ekim’de PsiClub’taydı!

Beyin – davranış ilişkisinin gizemini çözmek için 40 yılı aşkın süredir çalışmalar yürüten Türkiye’nin ilk nöropsikoloğu ve Türkiye’nin ilk nöropsikoloji laboratuvarının kurucusu Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, “Aşkın Nörobiyolojisi” konu başlığıyla 4 Ekim Pazartesi akşamı PsiClub 3. Dönem açılış etkinliğinde bizlerle buluştu ve hepimize eşsiz dakikalar yaşattı.

İşte, Prof. Dr. Öget Öktem Tanör’ün kıymetli söyleşisinden yakaladığımız satırlar:

  • Araştırmacılar karşılıklı birbirine aşık olan kişilerin sevgisine “romantik aşk” diyor. Romantik aşıklar Cahit Külebi’nin “Kamyonlar kavun taşır, ben boyuna seni düşünürdüm.” mısrasına eş olarak sürekli sevdiğini düşünür, anlatır, yanında olmasını ister, bunun için çabalar. Bir çeşit obsesyondur yani romantik aşk.
  • Beynimizde bir bilişsel işlevimiz var: zihin teorisi. Bu bilişsel işlev karşımızdaki insanın iç yüzünü anlama beceremizdir. Karşıdakinin iç yüzünü, onun sana söylemediği taraflarını anlama becerisi. Bu bilişsel işlev daha kortikal bir şebeke, prefrontal yönetici yürütücü işlevlerimizin içinde bir yerde. Yapılan araştırmalarda insanın sevdiğinin resmine bakarken zihin teorisi dediğimiz şebekenin çalışmadığı görülüyor. İşin ilginç tarafı, başka birinin resmini gösterince çalıştığı halde sadece sevdiğine bakarken çalışmıyor oluşu. Bunun için de 12 dilde “Aşkın gözü kördür.” diye bir atasözü vardır. Anneler için de “Kuzguna yavrusu şahin görünür.” atasözü var. Aşık insan o kişiye karşı aklının zihin teorisi kısmını kaybetmiş oluyor ve başkalarının onda gördüğü hatalı kısımları göremiyor.
  • Aşık olduğumuzda oksitosin ve vasopressin hormonları çok yoğun çalışıyor. Oksitosin hormonu salgılandığında karın kaslarımız yoğun çalışıyor bu da aşık insanların “Karnımda kelebekler uçuşuyor.” deyişinin bir kanıtı olabilir.
  • Başlarda vasopressin hormonunun çok tuzlu yemek yendiğinde onu telafi edebilmek için kanın sıvı kısmının bollaşmasını sağladığı biliniyordu. Ama daha sonra yapılan çalışmalarda bu vasopressin ve oksitosin hormonlarının aşk ve sarılma hissini desteklediği ortaya çıktı. Bu iki hormon hem sarılma ve birlikte olma duygusu doğuruyor hem de iki kişi arasında emosyonel bir birliktelik hissi sağlıyor. Her şeyi birlikte yapmanın güzel olması hissini destekliyor.
  • Aşk zirvedeyken stres hormonu yüksek oluyor mesela kortizol.
  • Aşık kadında testosteron hormonu artıyor.
  • Aşk eğer gerçekse yani altı dostluk ve anlayış gibi çeşitli şeylerle doluysa 2 yılın sonunda romantik aşk, olgun aşka evriliyor. 
  • Peki romantik aşk, olgun aşka evrilince ne değişiyor? Yüksek dopamin salgısı bitiyor. Müthiş alevli cinsel çekimi veren hormonlar nörotransmitterler diniyor. Zihin teorisi tekrar çalışıyor ve böylelikle kişi karşısındakinin negatif yönlerini görmeye başlıyor ama aşk gerçekse onu o haliyle kabul ediyor. 
  • Olgun aşkta oksitosin ve vasopressin hormonları çok yüksek düzeylerde salınmaya devam ediyor. Emosyonel birliktelik birlikte bir şey yapmanın yalnız yapmaya rağmen çok daha fazla zevk almanızı sağlıyor hiç kesilmiyor 20-30 yıl devam edebiliyor yüksek kalmaya.
  • 2 yılın sonunda eğer ilişki sadece cinsellik ve arzu üzerine değil de dostluk ve anlayış üzerine de kuruluysa romantik aşk, olgun aşka evrilir.
  • Platonik aşk, tek taraflı aşk değildir. Platonik aşk, cinselliği olmayan aşktır.
  • Olgun aşkta ölçülen vasopressin ve oksitosin değerlerinin normal insanlara kıyasla çok yüksek olarak devam ettiğini biliyoruz. 
  • Tarla fareleri ve dağ fareleri ile yapılan bir çalışma var. Tarla fareleri tek eşli, eşi ölünceye kadar hep o eşle çiftleşiyor. Dağ fareleri ise tam aksine rastgele cinselleşiyor. Neden böyle diye baktıklarında tarla farelerinin kanında çok bol miktarda oksitosin hormonu salgılandığını buluyorlar. Dağ farelerinde ise hiç yok. Bunun üzerine tarla farelerinin kanından oksitosin hormonunu çekip dağ farelerinin damarlarına enjekte ediyorlar ve hiçbir şeyin değişmediğini gözlemliyorlar. Nedenini araştırmak için otopsi yapıp baktıklarında tarla farelerinde hem oksitosin hormonunun çok bol olduğunu hem de beynin ödül bölgelerinde çok bol oksitosin reseptörü olduğunu buluyorlar.
  • Araştırmacıların söylediğine göre; olgun aşkta her iki taraf da “Seni seviyorum.” cümlesini karşılıklı duyuyor, her iki taraf karşılıklı birbirine sevgi, ilgi ve ihtiyaç duyuyor. 
  • Vasopressin ve oksitosin hormonları annenin çocuğa olan sevgisinde rolü var ama kız çocuk – baba ya da erkek çocuk anne arasında ilişki için nörobiyolojik bir araştırma yapılmamış ama Freud da onu söyler. 
  • Aşk terk edilmeyle acıya dönüşebilir. Ödül sistemini besleyen şey gidince yoksunluk başlar. Terk edilmek, madde bağımlılığına benzer bir yoksunluk yaratıyor.
  • Anne sevgisiyle aşık çiftlerin sevgisi tıpatıp aynı değil. Çiftlerde dopamin nörofrenleri artıyor, hormonal stres hormonları devreye giriyor. Anne çocuk arasında o yok. Bu iki ilişkinin arasındaki sevgi boyut olarak benziyor ama tarz olarak farklı.
  • Kız beyni ve erkek beyni aşkta tam olarak aynı tepkiyi veriyor.
  • Aşk birden fazla kez yaşanabilir. Çok acayip bir şey söyleyeceğim: Aynı anda bile olabilir. 
  • Oksitosin yüksek olduğu için sarılma hissi duyuyorsun, sarıldıkça da oksitosin salgılanmaya devam ediyor.
  • Oğlan anasına benzeyen, kız babasına benzeyene aşık olur çünkü o şemalar oluşmuştur denir. Aşık olacağın insanda açıkça formüle edemeyeceğin özellikler seni çekiyordur o özellikler de o şemalardan geliyor olabilir ama kişi de bunun farkında değildir ve onda onların olduğunu görünce ilk görüşte aşık olur ya da zamanla fark ettikçe arkadaşlık aşka dönüşmeye başlar.
  • Aşk zirvedeyken çat diye bitmez, olgun aşk evresine rastlar. Ya bir çizik bile almadan sürüp gider ya da araya başka bir şeyler girer ve ayrılık gelir.
  • Aşkı sonlandırmak gerçekten aşıksan senin elinde değildir. Olgun aşk, birinin ölümünden sonra da devam edebilir.
  • Birinin evli olması düşünsel olarak onu engeller ama normalde engellemez.
  • Feromonların eş tercihindeki rolü vardır.
  • Oğuz Tanrıdağ, Oliver Sacks kitapları kaynak olarak okunabilir.
  • İlk görüşte romantik aşkın tepesine varılmaz, ilk görüşte romantik aşk sadece başlar.
  • Romantik aşk başlayınca hormonal nörotransmitter düzeyindeki değişiklikler sebebiyle karşıdaki kişide önceden sinir olduğun şeye sinir olmaz hale gelirsin.
  • Karşı cins ya da aynı cinse aşık olduğunda beyinde gerçekleşen her şey aynı, fark yok.

Psikoloji ve PDR öğrencilerine tavsiyeler:

“PDR olsun Psikoloji olsun hangi alanda öğrenciyseniz o alanda çalışabilecek alanlar neler ve sizi en çok ne çekecek, mutlu edecek bunu tartıp bulmanızı ve o alanda çalışmaya uygun şekilde eğitim almanızı tavsiye edebilirim. Sizi ne mutlu edecekse onu seçin. Onun için kendini donanımlayın.” 

Biricik konuğumuz, dünya tatlısı hocamız Prof. Dr. Öget Öktem Tanör’e ve 3. dönemimizin açılış etkinliğinde bizimle olan tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyor, sonraki etkinliklerimizde tekrar buluşmayı diliyoruz.

Yaklaşan etkinliklerimiz için psiclub.net ‘i takip edebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!