Hilal Özkeçeci ‘Çevrecilik ve İklim Değişikliği Algısı ile İlişkili Psikolojik Faktörler’ Konu Başlığıyla 20 Aralık’ta PsiClub’taydı.

Boğaziçi Üniversitesi’nde araştırma görevliliği ve Kent Üniversitesi’nde doktora öğrenciliği yapan Hilal Özkeçeci ‘Çevrecilik ve İklim Değişikliği Algısı ile İlişkili Psikolojik Faktörler’ Konu Başlığıyla 20 Aralık’ta PsiClub’taydı.

Hilal Özkeçeci’nin söyleşimizde öne çıkan satırları sizin için derledik:

Bireysel aktivizm geri dönüşüm, enerji tasarrufu vb. çevreci davranışları içerirken kolektif aktivizm politik açıdan anlamlı olan imza verme, protesto, çevreci gruplara dahil olma gibi daha grup bazlı çevreci davranışları içeriyor.

Çevreci davranışların oluşumunda bireysel ve kolektif faktörler etkilidir. Bireysel faktörler;
Değerler/inançlar
Dünya görüşü
Politik ideoloji

Değerlerle ilgili yapılmış araştırmalar hangi değerlerin çevrecilik davranışları ile alakalı olduğunu nedensel bir bağlantı kurarak incelemişlerdir. Kişinin değerleri inançlarını, inançları ise toplumda nasıl davrandığını şekillendiren normlarını oluşturuyor. O da davranışa dönüşüyor.

Benötesi değerler, kendi ötesine çıkabilme ve insan sorumluğuna negatif etkisine olan inanma ile ilgili değerler iklim değişikliği kaygısıyla pozitif bağlantılıdır.

Biyosferik değerler, yani her şeyin kendi varoluşuna dair önemden dolayı değer veren değerler iklim değişikliği kaygısıyla pozitif bağlantılıdır.

Materyalizm ise çevreyi maddi bir nesne olarak görerek bir kazanç elde etmedir.

İnançlar gerçeğin nasıl olduğuyla alakalı iken değerler daha subjektiftir. Doğaya karşı verdiği zararın kendinden kaynaklı olduğunu düşünerek sorumluluk hissi, günlük kullandığımız alışkanlıkların çevreye olan etkisini görerek sonuçların farkında olma, verdiği zararların geri dönüşü olamayacağının bilincinde olarak doğanın zarar görebilirliği ve insanın olumsuz etkisi çevreci inançları oluşturuyor.

Teknolojik yöntemlerle doğaya verilen zararın geri döndürülebileceğine dair inançlar var. Ne kadarını dönüştürebiliriz bu bir soru işareti.

Politik ideolojinin çevrecilik ile olan ilişkisine baktığımızda sağ kanat görüş genelde çevrecilikle, çevre hakkında endişeyle, iklim değişikliği algısı ile negatif ilişkili çıkıyor. Adil dünya inancı, şu anki sistemi doğrulamada sağ kanat görüşle ilişkili. Başta ABD…

İklim değişikliği kutuplaşması Batı Avrupa ve Doğu Avrupa ülkelerinde yok denecek kadar az. Örneğin İngiltere’de kutuplaşmanın az olduğunu görüyoruz. İngiltere’nin sağ kanadı tasarruf, gelecek nesillere sorumluluk, çöp azalma, yenilenebilir enerji ile ulusal bağımsızlık ile daha çok çevreyi koruma üzerine toplanmış.

İklim değişikliği ile ilgili mesajları nasıl verelim ki kutuplaşmayı azaltalım sorusu gündeme geliyor. Kişilerin var olan ideolojilerine karşı bir mesaj değil de var olan ekonomik sistemle ilgili bir mesaj verelim de sağ kanatın tepkisi azaltalım. Yani sistem değerleri ile uyumlu mesaj vermemiz gerekiyor. Ya da sağ kanatın ahlaki değerlerini (sadakat, otorite vb.) ele alalım ki iklim değişikliğine karşı tepkisini azaltalım.

Çevreci davranışların oluşumunda etkili olan kolektif faktörler:

Hareketle özdeşleşme
Grup ve katılımcı etkinliği
Grup bazlı duygular

İnsanların aktivizm değerleri nasıl değişir? Neden aktivizm kolektif olmalı?
Çünkü sahip olduğumuz çevresel sorunlar öyle geri dönüşüm ile değişecek bir sorun değil. Kolektif çevresel davranış çalışılması gerekiyor. Grupların etkinliğine ihtiyaç duyuluyor.

Kolektif harekette grup bazlı değişkenler:

Bir gruba ait olma ihtiyacı ve onlara katkı sağlama sosyal kimlik değişkenini, bir grubun iklim değişikliğine olan etkisine ve grubun içerisindeki kendi faaliyetinin bir etkisi olduğuna dair geliştirdiği inanç grup katılım etkenliği değişkeni ve belirli gruba karşı öfke, suçluluk vb. gibi grup bazlı duygular değişkeni kolektif faktörleri tanımlar.

Asıl amacımız kendi faaliyetinin etkisine olan inancı artırmaktır. Benim bir önemim var duygusuna odaklanmamız lazım. O korkunç reklamları önce kaldırmalıyız. Çünkü birey ‘Ben ne yapabilirim ki?’diyerek kendini çaresiz hissedebilir.

İklim değişikliği nasıl algılanıyor?

Ahlaki sorumluluk arasında neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor. Çok fazla zamanla olduğu için bir belirsizlik var. Ve kişiler iklim değişikliğine ben sebep oldum sonucuna varamıyor. Fayda-zarar analizi yapmak zor. Şimdi şöyle yapın ki 20 yıl sonra şöyle olmasın dediğimizde olmuyor. Yani gelecekteki faydası için şimdiki faydasını bırakmakta insan zorlanıyor. Bu büyük bir problem.

Psikolojik mesafe ise iklim değişikliğinin uzak ülkelere etki edeceğine dair bir inanç geliştirmedir. Ne zaman etki edecek?

Bu gibi inançlar iklim politikasına dair apati (kayıtsızlık) oluşmasına sebep oluyor.
İklim değişikliğini çerçevelendirmeliyiz. Mesafesini küçültmeye çalışarak verilen mesajlar (10 yıl vb. gibi reklamlar) daha çevreci davranışı artıyor fakat bu da her zaman sürmüyor. İnsanların kaygısı ve korkuları artırıyor ama aktivist davranışa dönmüyor. Bu duygular yeterli olmuyor burada etkenliği onlara kazandırmamız gerekiyor. Sağ kanatta şüphecilik var alarmist bir şekilde konuyu anlattığımızda olmuyor. Ortak değerler ile kaygı ve korkudan uzaklaştırmamız gerekiyor.

Sonuç olarak;
Benötesi değerler oluşturarak ben ötesine çıkabilme, insan sorumluğuna negatif etkisine olan inancı kazanma, insanların yapabileceklerine dair inancını artırma, kutuplaşmayı azaltacak ortak kimlikler bulma gibi davranışlarla çevreci aktivizmi artırabiliriz.

Bir şeyi insanlara defalarca söylediğimizde gündemden kopmasına sebebiyet verebiliriz. İnsanlarda da bir süreden sonra normalize etme davranışı gelişebilir. O yüzden sürekli mesaj vermek yerine yapabilecekleri şeylere odaklanmalıyız. Nerelerde davranış değişikliğe gitmesini istiyorsak oralara odaklanarak insanların etkenliğini artırmaya gidilmelidir.

 

Psikoloji ve PDR öğrencilerine Tavsiye:

Eğer akademik kariyer düşünen varsa Türkiye’de klinik psikoloji üzerine yığılma var. Çok daha potansiyeli güzel olan alanlar var yurtdışına gidebileceğiniz ve eğitiminizi orada devam ettirebileceğiniz alanlar var. Oralarla ilgili daha açık düşünmek gerekiyor çünkü psikoloji alanı çok gelişiyor. Başka başka bir sürü şeyi içine dahil etmeye başladı. Kendinizi istatistik alanında biraz canlı tutmanızı öneriyorum. Araştırma metodlarına olan hakimiyetiniz sizi 5-0 öne taşıyacaktır. Farklı farklı yerlerde master ve doktora yapma imkânınız geniş olur. Psikolojinin içeriğini bilmek önemli ama araştırma metodlarına lisans öğrencileri ağırlık vermiyor olabilir. En önemli söyleyeceğim şey bu.